Müterafik kusur, zarar görenin kendi fiil veya ihmaliyle zararın meydana gelmesine ya da artmasına katkıda bulunması hâlini ifade eder. Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca, zarar görenin bu nitelikteki davranışı, hâkime tazminattan indirim yapma veya tamamen kaldırma yetkisi tanır. Uygulamada müterafik kusur çoğunlukla trafik kazaları ve bedensel zararlar bağlamında gündeme gelse de Yargıtay içtihatları, kavramın çok daha geniş bir alana yayıldığını göstermektedir. Bu yazıda, Yargıtay kararları ışığında az görülen ve klasik olmayan uygulama örnekleri değerlendirmek isteriz.
I. Müterafik Kusurun Hukuki Niteliği
Müterafik kusur, zarar görenin kusurunun, zarar verenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte tazminat miktarını etkileyen bir unsur olmasıyla tanımlanır. Müterafik kusur, teknik olarak illiyet (nedensellik) bağını kesmez ancak zayıflatır. Müterafik kusurun bir “indirim sebebi” olmasının ötesinde, zarar görenin kendi hukuksal alanındaki riskleri yönetme yükümlülüğünden (özensizliğinden) doğmaktadır. Bu kusur türü, teknik anlamda bir def’i niteliği taşımamakta; hâkim tarafından re’sen dikkate alınması gereken bir husus olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/129 E., 2019/961 K. sayılı kararında; zarar görenin, zararın artmasını önleyebilecek makul tedbirleri almaması hâlinin müterafik kusur kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, müterafik kusurun yalnızca aktif davranışlarla değil, ihmal suretiyle de ortaya çıkabileceğini göstermektedir.
II. Klasik Uygulama Alanları Dışında Müterafik Kusur
A. Zararın Artmasını Önleyici Tedbirlerin Alınmaması
Yargıtay, müterafik kusuru yalnızca zarara yol açan ilk olay anıyla sınırlı değerlendirmemekte; zararın büyümesine etki eden sonraki davranışları da inceleme konusu yapmaktadır.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/2456 E., 2019/3678 K. sayılı kararında; ticari itibarının zedelendiğini iddia eden bir şirketin, olaydan sonra makul süre içinde düzeltici ve önleyici tedbirleri almamış olması uğradığı zararın artmasına katkı kabul edilmiş; zararın tamamen üçüncü kişinin fiilinden kaynaklanmadığı, zarar görenin pasif tutumunun da etkili olduğu belirtilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğine hükmedilmiştir.
Bu karar, müterafik kusurun ekonomik zararlar ve tüzel kişiler bakımından da uygulanabileceğini ortaya koyması bakımından önemlidir.
B. Uygunsuz Kullanım ve Riskin Bilinçli Üstlenilmesi
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, zarar görenin bilerek ve isteyerek olağan risk sınırlarını aşan bir durumu kabul etmesi hâlinde de müterafik kusur gündeme gelebilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2016/11234 E., 2017/9876 K. sayılı kararında; taşıma amacıyla tasarlanmamış bir tarım aracında yolcu olarak bulunan kişinin, bu kullanım biçiminin tehlikelerini bilebilecek durumda olduğu kabul edilmiştir. Daire, meydana gelen kazada zarar görenin bu tercihiyle zararın artmasına katkı sağladığını belirterek müterafik kusur indirimi yapılmasını hukuka uygun bulmuştur. Nitekim Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi zarar görenin, zararı doğuran fiile razı olmuş olmasını tazminatın indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması için yeterli bir gerekçe saymıştır.
Bu yaklaşım, müterafik kusurun yalnızca kurallara aykırılıkla değil, öngörülebilir bir riske bilerek katlanma hâliyle de ortaya çıkabileceğini göstermektedir.
III. Müterafik Kusurun Re’sen Dikkate Alınması
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2015/14321 E., 2016/10234 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, müterafik kusur iddiası taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi mahkemece kendiliğinden değerlendirilmelidir. Bu husus, müterafik kusurun usul hukuku bakımından bir itiraz veya def’i değil, tazminatın belirlenmesine ilişkin maddi hukuk unsuru olduğunu ortaya koymaktadır.
IV. İndirim Oranının Belirlenmesi
Yargıtay uygulamasında müterafik kusur indirimi, somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, zarar görenin kusurunun zararın artmasına etkisiyle orantılı olarak belirlenmektedir. Çoğu kararda bu oran %10–30 aralığında şekillenmekte; ancak zarar görenin davranışının belirleyici olduğu hâllerde daha yüksek oranlar da kabul edilmektedir.
Sonuç
Müterafik kusur, yalnızca trafik kazaları veya bedensel zararlarla sınırlı olmayan; ekonomik kayıplar, ticari itibar zararları ve riskin bilinçli olarak üstlenildiği durumlar bakımından da uygulama alanı bulan dinamik bir kavramdır. Yargıtay içtihatları, zarar görenin yalnızca “mağdur” olarak değil, zararın seyri üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yönüyle müterafik kusur, tazminat hukukunda hakkaniyet ilkesinin somutlaşmış bir görünümü olarak önemini korumaktadır.
Vona Hukuk Bürosu
Uyarı: Yukarıdaki bilgi ve görüşlerimiz sadece yol gösterme amaçlıdır ve yasal tavsiye alma olarak değerlendirilemez. Vona Hukuk Bürosu, doğru ve güncel içerikli bilgiyi sağlamak için her türlü çabayı göstermektedir ancak, bu makalenin yayımlanmasından sonra yürürlüğe girebilecek olan yasa ve mevzuatlarda yapılan değişiklikler nedeniyle en güncel yasal gelişmeleri yansıtmayabilir. Bu nedenle, bu makaledeki hiçbir şey yasal tavsiye olarak görülmemeli ve herhangi bir karar vermeden veya bu makalede yer alan bilgilere dayanarak herhangi bir işlem yapmadan önce avukatlara danışmalısınız.

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile Hukuken Geçerli Bildirim Hakkında